31 Ağustos 2016 Çarşamba

Osman Bey Dönemi

osman-gaziOsman Bey babası Ertuğrul Gazi'den sonra 1281 yılında Kayı boyunun başına geçti. Ahilerin ileri gelenlerinden olan ve herkesin itibar ettiği Şeyh Edebali'nin kızı Malhatun ile evlendi.

Osman Bey Döneminde Yaşanan Hadiseler


1284'de Osman Bey askerleri ile çıktığı bir teftiş gezisinde İnegöl Tekfuru tarafından pusuya düşürülmüştür. 120 askeri ile çemneri yarıp pusudan sağ kurtulmuştur. Bu hadise tarihte Ermeni Beli Muhaberesi olarak kayıtlara geçmiştir. Bu savaşta Osman Bey yeğeni Baykoca'yı şehit olmuştur.

1285'te Kulacahisar'ı fethedip ilk zaferini kazanmıştır. Osmanlıların kazandığı ilk kale de burasıdır.

1286 yılında İnegöl ve Karacihsar tekfurları Osman Gazi'ye karşı bir ittifak kurup Çarşamba Yaylası'nda Osman Bey'e saldırmışlardır. Domaniç ya da İkizce Savaşı olarak tarihe geçen bu savaşı da Osman Bey alnının akıyla kazanmıştır. Bu savaşta ağabeyi Sarı Batu Savcı Bey şehit olmuştur. Osman Bey ise gazi olup gazilik payesini almıştır.

1288'de Porsuk Çayı üzerinde yer alan Karacahisar fethedildi.

1289 yılında Alaeddin Keykubat Eskişehir ve İnönü bölgesini Osman Gazi'ye verdi.

1292'de Sakarya'nın kuzey mevkiine akınlar düzenlendi.

1298 yılıdnda Bilecik, Yarhisar ve İnegöl gibi kaleler fethedildi. Yarhisar tekfurunun kızı Nilüfer Hatun Osman Gazi'nin oğlu Orhan Bey ile evlendi.
1299'da Selçıklu Devleti'nin saltanatı ortadan kalkınca Osman Gazi kendi adına para bastırarak bağımsızlığını ilan edip, Osmanlı Devleti'ni kurdu.

1300'de Yondhisar ve Yenişehir kaleleri fethedildi. Devletin merkezi Yenişehir oldu.

1301 yılında Osman Gazi Koyunhisar Muharebesi'ni kazanmıştır. Bu zaferle İzmit ve İznik'in yolu Osmanlılara açılmıştır. Kirmasti, Mıhaliç ve Ulubat'ı Bizans'tan almıştır.

1302'de Köprühisar ele geçirildi.

1303 yılında Marmaracık kalesi alındı ve İznik'e daha da yaklaşıldı.

1306'da Kestel, Ketei ve Ulubat kaleleri fethedildi. Osman Gazi Dinboz'da zafer kazandı. Osmanlıların yabancılarla yaptığı ilk askeri antlaşma imzalandı.

1307 yılında İznik kuşatıldı ve Yalova üzerine akınlar düzenlendi.

1308 İmralı Adası fethedildi.

1313'de Harmankaya tekfuru Köse Mihal Osman Gazi himayesine girdi. Akhisar, Lüblüce, Geyve, Karagöz, Hisarcık, Lefke, Yenikale, Tekfurpınarı ve Yanıkçahisar kaleleri fethedildi. Bursa kuşatılmaya başlandı.

1314'de Orhan Bey'in oğlu Şehzade Süleyman doğdu.

1316 yılında Karatekin, Tuzpazarı, Ebesuyu ve Karacebeş kaleleri alındı.

1317 Konuralp ve Akçakoca'nın komutasında Kocaeli seferi başladı. Keresteci ve Kapucuk kaleleri alındı.

1321 yılına gelinince Osman Gazi oğlu Orhan Gazi'yi vekil tayin etti. Mudanya alındı. Gemlik seferi başladı. Trakyaya ilk akınlar başladı.

1323 Akyazı fethedildi.

1324'de Karamürsel alındı ve İzmit Körfezi Türk hakimiyetine geçti. Orhan Gazi devletin başına geçti.

1325 yılında Orhaneli fethedildi. Devehisar, Bolu, Kandıra ve Ermenipazarı kaleleri fethedildi.

Osmanlılar ve Kayı Boyu
Osmanlılar Oğuzların Bozuk kolunun Kayı boyuna mensuptur. 1071'de Malazgirt Zaferi'nin neticesinde birçok Türk boyu gibi Kayılar da Anadolu'ya göç etmiş, Anadolu Selçuklu Devleti hükümdarı Alaaddin Keykubat tarafından Ankara yakınlarındaki Karacadağ yöresi kendilerine yurtluk olarak verilmiştir. Bir müddet burayı yurt edinen Ertuğrul Gazi yönetimindeki Kayılar daha sonra Söğüt ve Domaniç civarına yerleşmiştir.
Share:

29 Ağustos 2016 Pazartesi

30 Ağustos Zafer Bayramı

30 agustosZafer Bayramı, 30 Ağustos 1922'de Dumlupınar'da Mustafa Kemal'in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz'u anmak için Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde her yıl 30 Ağustos günü kutlanan ulusal bayramıdır.

Atatürk'ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık Meydan Muharebesi adıyla da bilinen Büyük Taarruz'un başarıyla sonuçlanmasından sonra Yunan orduları İzmir'e kadar takip edilmiş; 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtarılmasıyla Türk toprakları Yunan işgalinden kurtulmuştur. İşgal birliklerinin ülke sınırlarını terk etmesi daha sonra gerçekleşse de, 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder. İlk kez 1924 yılında Afyon'daBaşkumandan Zaferi adıyla kutlanan 30 Ağustos günü, Türkiye'de 1926'dan itibaren Zafer Bayramı olarak kutlanmaktadır.

30 Ağustos günü, ilk kez 1924'te Dumlupınar'da Çal Köyü yakınlarında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'in katıldığı bir törenle Başkumandan Zaferi adıyla kutlanmıştır. Zaferi kutlamak için iki yıl beklemenin en önemli nedeni 1923 yılının yeni Türkiye açısından hem ulusal hem de uluslararası alanda yoğunluğun had safhada olmasıydı.

Çal Köyü'nde gerçekleşen ilk törende Mustafa Kemal, milli ruhun canlı tutulmasının önemini vurgulamış ve Meçhul Asker Abidesi'nin temelini eşi Latife Hanım ile beraber atmıştır.

Başkumandan Zaferi 1926'dan itibaren Zafer Bayramı olarak kutlanmaktadır. 1 Nisan 1926’da kabul edilen Zafer Bayramı Kanunu'nda 30 Ağustos Başkumandan Muharebesi gününün Cumhuriyet ordu ve donanmasının Zafer Bayramı olduğu, her yıl dönümünde bu bayram gününün kara, deniz ve hava kuvvetleri tarafından kutlanacağı belirtilir. Aynı yıl, dönemin Savunma Bakanı Recep Peker’in yayınladığı bir genelge ile bayram törenlerinde neler yapılacağı detaylı bir şekilde belirtilmiştir. Ancak 1930’ların ortalarına kadar ilk tören gibi üst düzeyde gerçekleşen Büyük Zafer kutlaması veya anma töreni yapılmamıştır. Hava Kuvvetlerinin ülke savunmasında önemli bir yeri olması nedeniyle, Tayyare Cemiyeti de 30 Ağustos tarihini "Tayyare Bayramı" olarak adlandırmıştır.

Zafer Bayramı için özellikle 1960’lardan itibaren daha kapsamlı ve katılımlı bir şekilde kutlamalar yapılmaya başlanmıştır. 30 Ağustos, Türkiye'de askeri okulların mezuniyet törenlerini yaptıkları gün olmuştur; ayrıca tüm subay ve astsubay rütbe değişiklikleri bu tarihte geçerli olmaktadır. Zafer Bayramı uzun yıllar Genelkurmaybaşkanı'nın tebrikleri kabul ettiği bir bayram olarak kutlanmış; bu durum Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Başkomutan sıfatıyla kutlamalara ev sahipliği yaptığı 2011 yılından itibaren değişmiştir.

 
Share:

28 Ağustos 2016 Pazar

Müttefik Devletler

Müttefik Devletler kimlerdir? hangileridir?
Müttefik Devletler, II. Dünya Savaşı sırasında Birleşik Krallık, Sovyetler Birliği ve ABD başta olmak üzere Mihver Devletler'e karşı oluşturulan blok. Günümüzde ise ABD ve ona destek verip müttefiki olan ülkelere verilen ad.
Özellikle Batı'da I. Dünya Savaşı'nın İtilaf Devletleri de "Müttefik Devletler" olarak adlandırılır.

Polonya'nın işgalinden sonra
Polonya: 1 Eylül 1939
Avustralya: 3 Eylül 1939
Yeni Zelanda: 3 Eylül 1939
Büyük Britanya: 3 Eylül ‎ ‎ 1939
Fransa: 3 Eylül 1939
Nepal: 4 Eylül 1939
Güney Afrika: 6 Eylül 1939
Kanada: 10 Eylül 1939

Norveç'in istilası'ndan sonra
Norveç: 9 Nisan 1940
Belçika: 10 Mayıs 1940
Lüksemburg: 10 Mayıs 1940
Hollanda: 10 Mayıs 1940
Yunanistan: 28 Ekim 1940
Yugoslavya: 6 Nisan 1941
SSCB: 22 Haziran 1941
Tannu Tuva: 25 Haziran 1941

Pearl Harbor Saldırısı'ndan sonra
Panama: 7 Aralık 1941
Kosta Rika: 8 Aralık 1941
Dominik Cumhuriyeti: 8 Aralık 1941
El Salvador: 8 Aralık 1941
Haiti: 8 Aralık 1941
Honduras: 8 Aralık 1941
Nikaragua: 8 Aralık 1941
ABD: 8 Aralık 1941 (Samoa, Guam, Filipinler, Porto Riko, Virgin Adaları da dahil.)
Çin: 9 Aralık 1941
Guatemala: 9 Aralık 1941
Küba: 9 Aralık 1941

Birleşmiş Milletler'in deklarasyonundan sonra
Meksika: 22 Mayıs 1942
Brezilya: 22 Ağustos 1942
Etyopya: 14 Aralık 1942
Irak Krallığı: 17 Ocak 1943
Bolivya: 7 Nisan 1943
İran: 9 Eylül 1943
İtalya: 13 Ekim 1943
Kolombiya: 26 Kasım 1943
Liberya: 27 Ocak 1944
Peru: 12 Şubat 1944

Normandiya Çıkarması'ndan sonra
Romanya: 23 Ağustos 1944
Bulgaristan: 8 Eylül 1944
San Marino: 21 Eylül 1944
Arnavutluk: 26 Ekim 1944
Macaristan: 20 Ocak 1945
Bahawalpur: 2 Şubat 1945
Ekvador: 2 Şubat 1945
Paraguay: 7 Şubat 1945
Uruguay: 15 Şubat 1945
Venezuela: 15 Şubat 1945
Türkiye: 23 Şubat 1945
Arjantin: 27 Mart 1945
Şili: 11 Nisan 1945

Hiroşima'ya atom bombası saldırısından sonra
Moğolistan: 9 Ağustos 1945
Share:

İtilaf Devletleri

[caption id="attachment_1741" align="alignright" width="150"]Devletler haritası Devletler haritası[/caption]

İtilaf Devletleri Hangileridir ?
Birinci Dünya Savaşı'nda bize karşı savaşan ve topraklarımızı işgal eden devletlerin genel adına İtilaf devletleri denir. Bizimde içinde bulunduğumuz İttifak devletleri ile şavaşmışlardır. Kelime anlamı anlaşma, uyuşma, beraber olma demektir.

İtilaf Devletleri ya da Müttefik Devletler, başlangıçta İngiltere, Fransa ve Rusya'dan oluşan savaş bloku. İtilaf sözcüğü 'anlaşma, uzlaşma' anlamlarına gelir. İtilaf Devletleri I. Dünya Savaşı'nda Almanya'nın önderliğindeki İttifak Devletleri grubuna karşı savaştı.

İtalya I. Dünya Savaşı başladıktan sonra İttifak Devletleri grubundan ayrılıp İtilaf Devletleri grubunun yanında savaşa girdi. Savaşın ilerleyen safhalarında ABD İtilaf Devletlerine katıldı. Rusya 1917 ihtilalinden sonra İtilaf Devletleri grubundan ayrılarak savaştan çekildi. Savaş sırasında yeni katılımlarla İtilaf Devletleri grubu genişledi. İtilaf Devletleri I. Dünya Savaşı'ndan galip olarak çıktı ve yenilen İttifak Devletleri'nin topraklarını kısmen işgal etti.

İtilaf Devletleri'nin savaşa giriş tarihleri
Sırbistan Krallığı - 29 Temmuz 1914
Rusya İmparatorluğu - 1 Ağustos 1914
III. Fransa Cumhuriyeti (ve yanında katılan Fransız sömürge güçleri) - 2 Ağustos 1914
Belçika Krallığı (ve yanında katılan Belçika sömürge güçleri) - 3 Ağustos 1914
Britanya İmparatorluğu - 4 Ağustos 1914
- Avustralya
- Birleşik Krallık ve İrlanda
- Güney Afrika
- Hindistan
- Britanya'nın deniz aşırı toprakları
- Kanada
- Newfoundland
- Yeni Zelanda
Karadağ Krallığı - 5 Ağustos 1914
Japonya - 23 Ağustos 1914
İtalya Krallığı - 23 Mayıs 1915
Portekiz - 9 Mart 1916
Romanya Krallığı 27 Ekim 1916
ABD - 6 Nisan 1917
Yunanistan - 27 Haziran 1917

Ayrıca:
Liberya - 4 Ağustos 1914
San Marino - 3 Haziran 1915
Çin Cumhuriyeti - 14 Mart 1917
Küba - 7 Nisan 1917
Panama - 7 Nisan 1917
Brezilya - 11 Nisan 1917
Bolivya - 13 Nisan 1917
Siam İmparatorluğu - 22 Temmuz 1917
Kosta Rika - 21 Eylül 1917
Peru - 6 Ekim 1917
Uruguay - 7 Ekim 1917
Ekvador - 8 Aralık 1917
Guatemala - 23 Nisan 1918
Nikaragua - 8 Mayıs 1918
Haiti - 12 Temmuz 1918
Honduras - 19 Temmuz 1918
Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti - 1918
Çekoslovakya - 1918
Andorra
Jamaika
Dominik Cumhuriyeti

İtilaf Devletleri'nin askeri kuvvetleri
(1914-1918 yılları arasında kara kuvvetleri, deniz kuvvetleri ve yardımcı kuvvetlerin de olduğu farklı askerlerin tahmini toplam sayısıdır. Normal zamanda ordular çok daha küçüktür. Rakamların yalnızca bir kısmı savaşan askerlerdir.)

Rusya İmparatorluğu: 13,000,000 asker
Britanya İmparatorluğu: 9,904,700 asker
Avustralya: 300,000 asker [3]
Kanada: 619,636 asker [4]
Hindistan: 161,000 asker
Yeni Zelanda: 100,000 asker
Fransa: 8,410,000 asker
İtalya: 5,615,000 asker
ABD: 4,355,000 asker
Romanya: 756,000 asker
Sırbistan: 708,300 asker
Yunanistan: 351,000 asker
Belçika: 298,000 asker
Portekiz: 100,000 asker
Karadağ: 50,000 asker
San Marino: 80 asker

Toplam: 42,569,516 asker
Share:

Pontus Rum Devleti

trabzon imparatorluğuPers kökenli I. Mithriades (MÖ 302-266) tarafından kurulan devlet . Başkenti Amasya'dır. I. Mithriades'in oğlu Ariobarzanes, Galatlar ile savaşmak zorunda kaldı. Sonra başa II. Mithriades (MÖ 250-200) geçti ve Anadolu'da birlik sağlamaya çalışan Antiokhos Hieraks'ın kız kardeşi ile evlendi. Frigya bölgesi II. Mithriades'e çeyiz olarak verildi. III. Mithriades ise, çevresindeki sürtüşmelere tarafsız kalarak ülkesinin bütünlüğünü korumayı başardı.

Trabzon MÖ 280 tarihinde, I. Mithriades 'in Pontus Devleti'ne bağlandı.

Trabzon, Pontus Devleti'nin gemi, kereste ve maden ihtiyacını karşılıyordu.

Pontus Devleti, MÖ 100'lerde gücünü arttırdı ve sınırlarını genişletti. I. Farnakes döneminde Sinop'u ele geçirdi ve devlet merkezini buraya taşıdı. (MÖ183) kıyıdaki Grek kolonileri de Pontus Devleti'ne bağlandı. Trabzon civarındaki Mosklar ve Tibarenler hakimiyet altına alındı. Daha sonra Büyük lakabıyla bilinen V. Mithriades döneminde (MÖ150-120) Galatya, Paflagonya ve Kapadokya bölgesine üstünlük sağlandı. VI. Mithriades zamanında (MÖ 113-63) devlet en geniş sınırlara ulaşmış, Kırım'a dek uzanmıştı. Bu devlet, rahipler ve beyler sınıfı ile Persler'e has bir devlet yapısına sahipti.

Pontus Devleti'nin Ege adalarına, hatta Yunanistan'a kadar yayılma politikası, onu Roma İmparatorluğu ile karşı karşıya getirdi. Roma İmparatoru Pompeus, Pontus ordusunu bozguna uğrattı (MÖ66) ve Pontus toprakları parçalandı. Bir bölümü Bitinya'ya, bir bölümü Galatya'ya bağlanan topraklar daha sonra İmparator Antonius döneminde Polemonlara verildi. Trabzon ve civarı da Delotarios'un hissesine düştü. Daha sonra Pontus prenslerinden I. Polemon'un hakimiyetine geçti. I. Polemon'un ölümünden sonra Trabzon da dahil olmak üzere, bütün Pontus tekrar Roma'nın eline geçti ve İmparator Neron tarafından tekrar Galatya'ya verildi. Böylece Pontus Krallığı sona ermiş oldu (MS63).

pontus devleti
Share:

25 Ağustos 2016 Perşembe

İstiklal Marşının Tarihçesi

Mehmed Âkif 10 yılı aşan uzun bir ayrılıktan sonra memlekete döner. (16 Haziran 1936). Gurbet illerinde sevgili yurdunun hicran ve hasreti onu yakıp, kavurmuştur. Ciğerleri şişmiş, vücudu bir külçe kemik hâlinde kalmıştır. Beyoğlu'nda Mısır Apartmanı'nın loş ve sâkin bir odasında son günlerini yaşıyordur. Sevdiği bazı arkadaşları kendisini ziyarete gelmişlerdir. Millî Mücadele günlerinden bahsedilirken, söz İstiklâl Marşı'na intikal eder.

Marş, milletin malıdır

İstiklâl Marşı denince Üstad Âkif'in gözleri büyür ve parlar. Hastabakıcının yardımıyla doğrulur, anlatmaya başlar:

"- İstiklâl Marşı... O günler ne samimî, ne heyecanlı günlerdi. O şiir, milletin o günkü heyecanının bir ifadesidir. Bin bir facia karşısında bunalan ruhların, ızdırablar içinde kurtuluş dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o marş, o günlerin kıymetli bir hâtırasıdır. O şiir bir daha yazılamaz... Onu kimse yazamaz... Onu ben de yazamam... Onu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lâzım. O şiir artık benim değildir. O, milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur..."

Bunu söylerken Üstad Âkif yorulur. Başı yastığa düşer. O kemik külçesi yavaşçacık itina ile yatağına uzatılır. Misafirler veda ederler. Üstad Âkif gözlerini kapayarak sâkin, sessiz uyumaya başlar.

Millî marş için açılan müsabaka

İstiklâl Marşı'nın yazılış serüveni şöyle başlar:

Maarif Vekâleti (Milli Eğitim Bakanlığı) memleketin bütün şairlerini millî marşın yazılması için dâvet eder. Bunun üzerine her taraftan güzel şiirler gelmeye başlar. Sonunda 724 parça şiir gelir. Bunların içinden bazıları seçilerek basılıp, bütün Meclis âzâlarına dağıtılır.

Millî marş için ayrıca Vekâletçe mükâfat vaad olunur.

Gelen şiirler incelenir. Fakat hiç biri istenilen ölçüde değildir. Buna karşın gösterdikleri hassasiyet ve duyarlılıktan dolayı Maarif Vekili, Meclis kürsüsünden bütün bu kıymetli şairleri takdir duygularıyla anar, onlara saygılarını sunar, teşekkür eder.

Vekâlet yazılan 724 parça şiiri iftiharla, göğsü kabararak okumasına okur, fakat asıl aradığı, istediği şiiri bulamamıştır. Mücahedenin büyüklüğü nisbetinde kuvvetli bir şiir, gönülleri heyecana verecek heyecanlı bir ses istenmektedir.

Bu öyle bir şiir olmalıdır ki, gelecek nesillere, her zaman, o kutsal mücadeleyi ve büyüklüğü terennüm etsin... Kalbleri o heyecanla doldursun... Yurdun bütün ufuklarını o heyecanla inletsin... Bütün seslerin fevkinde yükselsin, yükselsin... Arşın kapılarına yapışarak haykırsın.

Bu ses, "ezelden beri hür yaşayan, kükremiş sel gibi bendini çiğneyip aşan, dağları yırtan, enginlere sığmayıp taşan, yurdun her taşı altında kefensiz yatan, her zerre-i hâkînden şühedâ fışkıran bir milletin, iman dolu bir göğsün" sesi olmalıdır.

Bu ses, "al sancaklarda dalgalanan fazilet ve şehamet şâhikalarından bütün bir cihâna karşı: Hangi çılgın bana zincir vurabilir?" diye meydan okuyan; "Medeniyet denilen tek dişi kalmış canavarın" hayâsızca akınlarına karşı kükreyen bir ses olmalıdır. Bu ses, elinden silâhları alınan, hürriyet ve istiklâl için dişiyle tırnağıyla boğuşan bir millete ümidler verecek, onu yeise, bezginliğe, yılgınlığa düşmekten uzaklaştıracak, önüne cennetler serecek, ona Hakk'ın vaad ettiği büyük günlerin, büyük zafer günlerinin yakın, pek yakın olduğunu söyleyecek* er yürekli bir ses olmalıdır.

Büyük şaire müracaat

Büyük Millet Meclisi'nin Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver milletin hislerine, duygularına, ızdıraplarına kimin tercüman olacağını, milletin marşının kimin tarafından yazılabileceğini biliyordur. Fakat ne çare ki büyük şair Mehmed Âkif, marşı yazana para verilecek, diye müsâbakaya iştirak etmemiştir.

Maarif Vekili bunu sezer ve müsâbaka hâricinde olmak, müsâbaka şartlarından âzade kalmak şartıyla şair Mehmed Âkif'e müracaat eder. İstiklâl Marşı'nın, onun yüksek ve ilâhî belâgatli kalemiyle yazılmasını şöyle rica eder:

"Pek aziz ve muhterem efendim,İstiklâl Marşı için açılan müsabakaya iştirak buyurmamalarındaki sebebin izâlesi için pek çok tedbirler vardır. Zat-ı üstâdânelerinin matlub şiiri vücuda getirmeleri maksadın husûlü için son çare olarak kalmıştır. Endişenizin icabettiği ne varsa hepsini yaparız. Memleketi bu müessir telkin ve teheyyüc vâsıtasından mahrum bırakmamanızı rica ve bu vesile ile en derin hürmet ve muhabbetlerimi arz ve tekrar eylerim efendim.

5 Şubat 1337 (1921) Umûr-i Maârif Vekili Hamdullah Suphi

Büyük şiir

Onun üzerine Üstad Mehmed Âkif, Tâceddin Dergâhı'nın odasına kapanır, o günkü heyecanlardan ilham alarak "İstiklâl Marşı"nı yazar. 17 Şubat 1337/ 1921 Perşembe sabahı "Kahraman Ordumuza" ithaf edilen bu muazzam şiir, Mehmed Âkif'in başmuharriri olduğu Sebilürreşad'ın baş sahifesinde [Sebilürreşad, XVIII/ 468, s. 305] yayınlanır.**

"Rûhumun senden İlâhî şudur ancak emeli:

Değmesin ma'bedimin göğsüne nâ-mahrem eli;"***

* Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey, Meclis'teki hitâbesinde Üstad'ı bu kelimelerle tavsif etmiştir.

** İstiklâl Marşı 21 Şubat 1337 Pazartesi günü de Kastamonu'daki Açıksöz gazetesinde neşrolundu. Mehmed Âkif bir nüsha kendi eliyle yazıp Açıksöz'e göndermiştir.

 
Share:
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Etiketler

1.ibrahim kısaca hayatı 1.ibrahim kimdir 3. mehmet kim 3.mehmed kısaca hayatı 3.mehmet kimdir 30 ağustos zafer bayramı nedir 4 murat nasıl öldü 4. murat kardeşlerini öldürdü mü 4. murat'tan sonraki padişah kimdir deli ibrahim deli ibrahim donemi deli ibrahim padişah deli ibrahim'in annesi fatih sultan mehmedin babasi Fatih Sultan Mehmet fatih sultan mehmet doğum ve ölüm tarihi fatih sultan mehmet han kimdir fatih sultan mehmet kaç yaşında tahta çıktı fatih sultan mehmet kaç yaşında tahta geçti fatih sultan mehmet kısaca hayatı vikipedi fatih sultan mehmet'in kardesi ii bayezid döneminde denizcilik alanında yapılan faaliyetler ii bayezid kimdir ii bayezid nasıl öldü itilaf devletleri hangi devletlerdir itilaf devletleri hangileridir itilaf devletleri ne demek itilaf devletleri nedir itilaf devletleri nereleri işgal etmiştir ittifak ve itilaf devletleri ittifak ve itilaf devletleri hangileridir kanuni sultan süleyman doğum tarihi kanuni sultan süleyman dönemi kanuni sultan süleyman hangi savaşta öldü kanuni wikipedia mihver devletler müttefik devletler kimlerdir müttefik devletler ne demek müttefik devletler nedir müttefik devletler ve mihver devletler orhan bey dönemi osman bey dönemi olayları osman bey dönemi önemi özellikleri osman bey dönemi özet osman bey dönemi savaşları pontus rum devleti bayrağı pontus rum devleti haritası pontus rum devleti mi pontus rum devleti nerede kuruldu pontus rum devleti nezaman kuruldu pontus rum devleti sınırları pontus rum devleti tarihi Sözlük sultan 3.mehmet kimin oğludur sultan 4 murad han sultan ahmed han kimdir sultan ahmed han kimin oğlu sultan ahmed han ölümü sultan ahmet han sultan ahmet han nasıl öldü Sultan Birinci Mustafa Han hayatı Sultan Birinci Mustafa Han kısaca hayatı Sultan Birinci Mustafa Han kimdir sultan çelebi mehmet sultan çelebi mehmet hayatı sultan çelebi mehmet kısa hayatı sultan çelebi mehmet kısaca hayatı sultan çelebi mehmet kimdir sultan deli ibrahim hayati sultan ibrahim deli miydi sultan ikinci bayezid sultan ikinci murad dönemi sultan ikinci murad hayatı sultan ikinci murad kısaca hayatı sultan ikinci murad wiki Sultan İkinci Selim Han hayatı Sultan İkinci Selim Han kısaca hayatı Sultan İkinci Selim Han kimdir sultan iv murad han sultan suleyman kimdir sultan süleyman han hazretleri hayatı sultan süleyman han kimdir sultan süleyman nerede yaşadı sultan üçüncü mehmed kısaca hayatı Şehzade Mustafa kimdir Tarih üçüncü mehmet kimin oğlu üçüncü mehmet'in tahta çıkışı Yaşam Öyküsü yavuz sultan selim han dönemi neler oldu yavuz sultan selim han kısaca hayatı yavuz sultan selim han kimdir yavuz sultan selim han neler yaptı yavuz sultan selim han yaşamı